Kardeşinden şikayetçi olmadı

Han-Taygun-Sagturk

Ünlü balet Tan Sağtürk, nüfus cüzdanına kendi fotoğrafını yapıştırarak bankadan 22 bin lirasını çektiği gerekçesiyle yargılanan ve ayrıca işadamı Fikri Şirin’i öldürmek suçundan mahkum edildiği ömür boyu hapis cezası nedeniyle Nazilli Cezaevi’nde tutulan kardeşi Han Taygun Sağtürk’ten şikayetçi olmadı. Ancak mahkeme, Han Taygun Sağtürk’ü, 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırdı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.

Antalya 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın son duruşmasına Tan Sağtürk ile cinayet suçundan Nazilli Cezaevi’nde kalan Han Taygun Sağtürk katılmadı. Duruşmada, sanık Han Taygun Sağtürk’ü avukatı Yasemin Sönmez temsil etti. Han Taygun Sağtürk, 2005 yılında cinayet işlemeden kısa süre önce ağabeyinin nüfus cüzdanını alıp, üzerine kendi fotoğrafını yapıştırarak Tan Sağtürk’ün banka hesabından 22 bin lira çekti. Hesabından para çekildiğini fark eden Tan Sağtürk’ün şikayeti üzerine yapılan araştırmada, dolandırıcının kardeşi olduğu ortaya çıkınca Han Taygun Sağtürk’ten şikayetçi olmadı. Buna rağmen açılan kamu davası Antalya 3’üncü

Ağır Ceza Mahkemesi’nde yaklaşık 2 yıl sürdü.

Davanın son duruşmasında sanık avukatı Yasemin sönmez, ağabeyi Tan Sağtürk’ün kardeşinden şikayetçi olmadığını hatırlatarak, “Dolandırıcılık, şikayete bağlı bir suçtur. Sanığın ağabeyi şikayetinden vazgeçtiği için bu davanın düşürülmesini talep ediyorum. Müvekkilim, sahte belge düzenlemeyi ise suç işlemek kastıyla yapmamıştır. Ancak yine de mahkeme ceza vermekte ısrar ederse, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep ediyorum. Çünkü, suçun işlendiği, ağabeyinin nüfus cüzdanına kendi fotoğrafını yapıştırdığı tarih, cinayetin işlendiği tarihten önceye rastlamaktadır. Müvekkilim, o tarihte sabıkasızdı” dedi.

Kısa bir aranın ardından mahkeme heyeti, Tan Sağtürk’ün şikayetçi olmaması nedeniyle dolandırıcılık suçlamasının düşmesine, Tan Sağtürk’ün nüfus cüzdanına kendi fotoğrafını yapıştırdığı için ise Han Taygun Sağtürk’ü 2 yıl hapse mahkum etti. Mahkeme, Han Taygun Sağtürk’ün suç işlediği dönemdeki sabıka durumunu göz önüne alarak, 2 yıllık hapis cezasını 1 yıl 8 aya indirdi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.

İŞADAMINI ÖLDÜRMEKTEN MAHKUM EDİLDİ

Deniz Ticaret Odası Antalya Şubesi’nin Kurucu Başkanı ve CHP Antalya Milletvekili Feridun Fikret Baloğlu’nun bacanağı turizmci Fikri Şirin, 14 Kasım 2005’te aniden ortadan kayboldu. Şirin’in, tur rehberi Kevser Çiftçi’ye kiraladığı merkez Döşemealtı İlçesi Yukarı Karaman Mahallesi’ndeki villasının bahçesinde kemerle boğularak öldürülmüş ve üzerine beton dökülmüş haldeki cesedi, 17 Kasım 2005’te bulundu. Polis, Fikri Şirin’in kredi kartlarının kullanılmasından yola çıkarak izini sürdüğü, ünlü balet Tan Sağtürk’ün kardeşi Han Taygun Sağtürk ile ona yardım eden Orhan Bıyık’ı gözaltına aldı. Cinayetin azmettiricisi Kevser Çiftçi de İzmir’de yakalandı. 3 zanlı, ’planlayarak adam öldürmek’ ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Hürriyet

Yeni-Osmanlıcılık ancak Ermenileri ve Kürtleri kucaklamakla olur

Felsefeci-Slavoj-Zizek

Günümüzün en popüler felsefecilerinden biri kabul edilen Slavoj Zizek bir dizi konferans için bugün Türkiye’de. Sloven felsefeci ile Ljubljana’daki evinde çok tartışılan günlük siyasi analizlerini ve özellikle Türkiye ile ilgili tezlerini konuştuk.

BAZEN farklı biçimlerde tanımlasa da özünde hep Marksist olduğunu söyledi, hep de Marksistlerin büyük eleştirilerine maruz kaldı. Son dönem çalışmalarında en büyük ilhamı Hegel’den aldı, üzerine bin sayfalık son kitabını yazdı. Ancak Ortodoks Hegelciler onu içlerine almayı hep reddetti. Kendi camiasında hedef olduğu eleştirilerin de, dünyada popüler bir felsefe ikonuna dönüşmesinin de nedeni, kitle kültürüne dair gözlemlerini, gündelik dil ve sosyal teori ile birleştirmesi oldu. Devrimci terörü destekleyen Leninist söylemleri ve radikal teori soslu görüşleri nedeniyle ‘Batı’daki en tehlikeli felsefeci’ ilan edildi. ‘Felsefenin Elvis’i’ olarak tanımlanmaktan nefret etti ama bir yandan da o şekilde anons edildiği Amerikan televizyon programlarına katılmaktan vazgeçmedi. Daha önce farklı konferanslar için geldiği Türkiye’ye bu kez dünyanın kıtalararası reklamcılık festivali olarak bilinen THE CUP için geliyor. Slavoj Zizek bugün Marketing Türkiye ve MMI tarafından düzenlenen İstanbul Yaratıcılık Zirvesi’nde kendi deyimiyle ‘reklamcılara saldıracak’. O gelmeden biz Zizek’e gittik. Memleketi Slovenya’nın başkenti Ljubljana’daki Etnoğrafya Müzesi’nin kafesinde başlayan söyleşi, 12 yaşındaki oğlu Tim ile yaşadığı küçük apartman dairesinde devam etti.

Kendisini ‘radikal solcu’ olarak tanımlayan bir felsefecinin reklamcılar tarafından finanse edilen bir organizasyona katılması tartışmalı değil mi?
- Ben hâlâ bir solcuyum. Bugüne kadar reklam sektörünü çok eleştirmiş biriyim. Bütün masrafları karşılıyorlar. Neden kabul etmeyeyim? Anlatacağım şey reklamcılığın son 10-15 yılda uğradığı değişim. Örnek verirken yine Starbucks’a saldırmış olacağım. Bir bardak kahve alıyorsunuz ve ufak bir miktar fazladan ödeme yaptığınızda onun yüzde bilmem kaçı Guatemala’daki çocuklara, bilmem kaçı şuna buna gidiyor. Pazarlama taktiğine bakar mısınız? Bir ürün alıyorsunuz ve o sırada sosyal sorumluluk meselesini de ürünle beraber üç kuruşa çözüyorsunuz. Konuşmamda bunları hedef alacağım. Reklamcılara yaptığım bu konuşma sayesinde yolculuğum ve masraflar karşılandığı için ertesi gün Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde gerçek Marksist bir konuşma yapabileceğim. Benim kazancım da bu.

Osmanlı’ya olan sempatinizden başlayalım…
- Türkiye’ye bir sempatim var, bu gerçek. Tabii benim çocuk olduğum yıllarda Balkanlar’da Osmanlılarla ilgili anlatılanları düşünün. Aslında ilkokuldayken kötü adamlara sempati beslemek neredeyse otomatik bir reflekstir. Gerçekten tarih okumaya başladığım ileri yaşlarda şunu gördüm; sizi harap eden aslında biz Slavlar olmuşuz. Osmanlı’nın çöküşü 17. yüzyıldaki savaşlarla başlar ki, bu dönem Balkanlar’dan gelen yöneticilerin sistemi ele geçirmesiyle paraleldir. Mesela Sokullu Mehmet Paşa, ailesinin bütün fertlerini Balkanlar’dan getirip sisteme sokmuştur, yolsuzluklar da beraberinde gelmiştir. Şaka yapmıyorum. Osmanlı’yı bitiren, çok fazla açık ve toleranslı bir rejim olmasıdır. Ben bu toleransı takdir ettiğimi söylemeye çalışıyorum.

Ama bu yorumunuz Türkiye’de bazı entelektüeller tarafından sığ bulundu, epey paraladılar sizi.
- Evet biliyorum. Ama bu tam bir yanlış anlaşılma. Aslında biraz da yeni-Osmanlıcı söylem tarafından manipüle edilmiş olabilirim. Söylemeye çalıştığım şuydu; eğer yeni-Osmanlıcılık eski imparatorlukta olduğu gibi farklı toplulukları kucaklamaksa (Kürtleri ve Ermenileri), o zaman Osmanlı gibi olmaya çalışın. Yani, etnik kimlik üzerine kurulmamış bir modeli övmeye çalışıyordum. Şimdi korkunç birşey söyleyeceğim. Bakın Ortadoğu alt üst olmuş durumda. Böyle ortamlarda ister istemez bir devlet bölgesel güç olarak sivrilir.

Türkiye’nin bölgesel bir aktör olarak Müslüman ülkelere model olduğundan mı bahsetmeye başlayacaksınız yoksa?
- Eh illa biri model olacaksa Türkiye olsun tabii. Türkiye’de yaşananlar çok ilgimi çekiyor. Bazı paradoksal durumlar da var aslında. Yanlışsam beni düzeltin, AB üyeliğini isteyenler neo-liberal İslamcılar, şüpheyle yaklaşanlar daha ulusalcı bir çizgi izleyen Kemalistler değil mi?

Avrupa’nın tuzağına düşmeden özür dileyin

Siyasi doğruculuğun sorunu zaten geleneksel olarak alışkanlığımız olan şeyleri yasal zemine oturtma çabası. Bu tür meseleleri yasalaştırmaya çalışırsanız uzun vadede ters teper. Yahudi soykırımında bile biliyorsunuz bazıları kaç kişinin öldürüldüğünü yasaya bağlamaya çalıştı. Düşünsenize ben beş milyon değil dört milyon dokuz yüz bin Yahudi katledildi dersem ceza alacağım. İşte bu benim için siyasi doğruculuğun fiyaskosudur. Bu yöntemlerle ırkçılığı yeniden üretmekten başka birşey yapamazsınız. Bence Türkiye buna Ermenilere yapılan korkunç şeyleri kabul ederek yanıt vermeli. Ama bunu yaparken kesinlikle kendinizi Avrupalılara karşı ezik bir şekilde konumlandırmayın. Avrupa’da pek çok ülke ulus devlet olmaya çalışırken pratikte benzer kıyımlar yapmıştır. Siz de Osmanlı’nın son döneminde başlayan modernizasyon hamlesi çerçevesinde Avrupalılara benzemek için bunu yaptınız aslında. Evet bunlar Kemal’den önce oldu (Mustafa Kemal’i kastediyor). Aslına bakarsanız Kemal çok daha iyiydi, eleştirildiği kadar kötü bir adam değildi. Sonuçta ne oldu? Avrupalılar sizi damgaladılar, sanki tek kötü adamlar Naziler ve Türklermiş gibi. Ben aslında Ermenilere yapılanın büyük endüstriyel bir planlamanın sonucu ortaya çıkan bir etnik temizlik kampanyası olduğunu da düşünmüyorum. Tamam belki bir şekilde planlıydı ama herkesin vahşilikte birbirinden geri kalmadığı dönemlerden bahsediyoruz. Özür dileyecekseniz de unutmayın özrü Avrupalılardan dilemeyeceksiniz. Avustralyalılar da Aborijinlerden özür diledi sonunda. Ama siz de özür dilerken Avrupa’nın tuzağına düşmeyin, onlara benzemek için yaptığınızı söyleyin, onları da suçlayarak yapın bu işi. Bu şekilde bir özürden Türkiye’nin kaybedeceği birşey yok. Zaten ancak gerçekte güçlü olanlar hatalarını kabul edebilir.

Tüm Kürtler Türkiye’de birleşse mükemmel olmaz mı

2007’de Türkiye Kuzey Irak’a sınır ötesi bir müdahale için meclisten tezkere çıkarttığında Guardian için eleştirel bir yazı kaleme almıştınız.
- Aslında eleştirdiğim Batı idi. Avrupa askeri müdahaleleri kendine reva görüyor ama bu hakkını adeta monopolize ediyor. İşte tam da bu nedenle her ne kadar Kürtlere yönelik askeri operasyonlara karşıysam da Türkiye’nin pozisyonuna biraz sempatim yok değil. Çünkü Türkiye ‘Umrumda değilsiniz, siz yapıyorsunuz ben de yaparım’ diyor bir anlamda.

Bir yandan da Kürtlerin siyasi taleplerine sempatiniz yok mu?
- Tarih boyunca kimse Kürtleri istemedi. Türkiye’de, Suriye’de, İran’da, Irak’ta sorunları var. Kolonyal gerekçelerle cetvelle parçalandılar. Ben bugün Osmanlıvari bir çözümü tek çıkar yol olarak görüyorum. Biliyorsunuz umutsuzca yeni bir model arayışındayım. Acaba çok kültürlü bir yapı için Osmanlı modeli bugün işe yarar mı diye sorguluyorum işte. Tabii bu toplulukların birbirine karşı tolerans içinde yaşadığı bir model için devletin yasal çerçevesi yetmez. Bizlerin de minimum bir dizi kültür normlarını benimsemiş olmamız gerekiyor. Bu süreçte belli bir kültürün diğerleri için tolerans alanını tanımlarken biraz daha avantajlı bir konumda olması da kaçınılmaz. Avusturya İmparatorluğu’nda da Osmanlı’da da bu böyleydi. Ama bugün Kürtlere kültürel otonomi vererek Türkiye ulus devlet modelinden çıkış için dünyaya bir model yaratamaz mı?

Bu Türkiye’de bazıları için geçerli bir korku.
- Hayır, hayır. İlla birilerinden kopmak gerekirse Irak’taki Kürtler kopar, hatta size katılmak ister. Şimdi çok korkunç birşey söyleyeceğim ve yeni-Osmanlıcılar bunun için muhtemelen beni çok sevecek. Uzun vadede bütün diğer ülkelerdeki Kürtler, Türkiye’nin altında birleşse mükemmel olmaz mı? Bunun savaşsız çok da mümkün olmadığı aşikar. Ama bu ideal bir çözüm olabilirdi. Suriye, Irak ve İran Kürtleri, Türkiye Kürtlerinin liderliğinde Türkiye çatısı altında ancak özerk bir yapı içinde temsil ediliyor. Şimdi bana bunun yapılamaz olduğunu söyleyeceksiniz. Peki o zaman bu iş nereye gidecek?

Lady Gaga ile hiç karşılaşmadım

Popüler kültür analizleri yaptığı Lady Gaga ile kanka oldukları söylentilerine gülüyor, “Hiç karşılaşmadım” bile diyor ve ekliyor: “Soruyorlar, tanımıyorum diyorum. İnanmıyorlar, yazmaya devam ediyorlar, arkadaşlarımı dinleyip baştan yorum yok deseydim keşke…” Yeni Türk sinemasını çok tanımamaktan yakınıyor. Türk sineması denince aklına ilk ve tek Yılmaz Güney geliyor ve bu onu çok heyecanlandırıyor. Orhan Pamuk romanlarından favorisi Kar. Romanda Kars’ın tasvirinden o kadar etkilenmiş ki, bir gün mutlaka gidip görmek istediğini söylüyor.

Sibirya soğukları etkili oluyor

doguda_sibirya_soguklari_etkili_oluyor

Türkiye dün akşam saatlerinden itibaren yeni bir soğuk hava dalgasının etkisine girdi. Bugün tüm yurtta kar var. Kar yağışının dün akşamdan beri etkili olduğu İstanbul’da, trafiğin yine “felç olmasından” endişe ediliyor. Vatandaşların araçlarını çıkarmaması, toplu taşıma araçlarını kullanması önerildi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden alınan bilgiye göre tüm Türkiye’de karlı ve yağışlı hava 6 Şubat’a kadar sürecek. Kar yağışı İstanbul’da da etkili olacak. Marmara Bölgesi pazartesi gününden itibaren daha da soğuyacak. İstanbul gündüz -1.-2 dereceleri görecek. Tunceli Erzincan karayolunda da 4 noktaya çığ düştü, İki TIR ile bir yolcu minübüsü kısmen çığ altında kaldı.

AFYONKARAHİSAR’DA OTOBÜS ŞARAMPOLE DEVRİLDİ

Afyonkarahisar’ın Emirdağ İlçesi’ne bağlı Gömü Beldesi yakınlarında bir yolcu otobüsünün şarampole devrilmesi sonucu 1 kişi öldü, 30’dan fazla kişi de yaralandı. Yaralılar, bölgeye gönderilen çok sayıda ambulansla, Gömü, İscehisar ve Emirdağ’daki hastanelere gönderildi.

Yapılan son değerlendirmelere göre ülke genelinde görülecek yağışların; Akdeniz, Güneydoğu Anadolu, Kırklareli, Çorum, Çankırı, Yozgat, Kırıkkale, Kırşehir, Malatya, Elazığ, Bingöl, Bitlis, Tunceli, Şırnak ve Hakkari çevrelerinde kuvvetli olacağı tahmin ediliyor. Yağışların; Kıyılarda yağmur ve sağanak, yağış alan diğer yerlerde karla karışık yağmur ve kar şeklinde olacağı tahmin ediliyor. İç ve doğu bölgelerde buzlanma ve don olayı ile birlikte yer yer sis bekleniyor.

KURUYÜK GEMİSİ KARAYA OTURDU

Kötü hava koşulları nedeniyle sürüklenen kuruyük gemisi Kilyos’ta karaya oturdu.

İSTANBUL’DA KAR KALINLIĞI 15 CM

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), kentte kar kalındığının bazı yerlerde 15 cm’ye ulaştığını açıkladı.

İBB’den yapılan yazılı açıklamada, “Meteoroloji Bölge Müdürlüğü’nün verilerine göre bazı semtlerde ölçülen kar kalınlıkları şöyle: Riva, Arnavutköy, Polonezköy: 15 cm, Alemdağ, Beykoz, Şile:10 cm, Hadımköy, Kağıthane, Zekeriyaköy, Samandıra, Çatalca: 5 cm, Beşiktaş, Sarıyer, Kartal, Üsküdar, Ümraniye: 2-3 cm” denildi.

CUMARTESİ SABAHINA KADAR DİKKAT

Cumartesi sabahına dikkat çekilen açıklamada, “Yeni hafta başında Sibirya üzerinden gelmesi beklenen sisteminde etkisiyle kar yağışının 7 Şubat’a kadar aralıklarla devam etme ihtimalinin yüksek olduğu belirtiliyor. Gece boyu şehrin kuzey kesimlerinde etkili olan kar yağışının Cumartesi sabahına kadar şehir merkezinde etkili olması ve kuvvetli rüzgârında etkisiyle tipi şeklinde yağması bekleniyor” ifadesi kullanıldı.

ULAŞIMDA EK ÖNLEMLER

Kar yağışından dolayı İETT, çeşitli hatlarda 350 otobüs ile ek sefer yapıyor.

Metrobüs hattında da 315 otobüs aralıksız seferlerine devam ediyor. Bu hatta 5 kar küreme ve tuzlama aracı ile 2 solüsyon aracı hizmet veriyor.

KÖPRÜLERDE DURUM

Köprülerde rutin trafik akışı devam ediyor. Kar yağışı nedeniyle herhangi bir olumsuzluk yaşanmıyor.

Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekipleri de Kadıköy, Taksim, Saraçhane, İDO Yenikapı, Eminönü, Harem, Üsküdar, Ümraniye-Tepeüstü meydanlarında 359 personel ve 48 araç ile kar küreme çalışmaları yapıyor.

BELEDİYE ALARMDA

İstanbul’da dün akşam saatlerinde tipi şeklinde başlayan kar yağışından dolayı ulaşımda herhangi bir sıkıntı yaşanmaması için yollara 4 bin 667 ton tuz ile 156 ton solüsyon döküldü.

İstanbul Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, kenti dün akşam saatlerinde etkisi altına alan kar yağışı, yer yer fırtına şeklinde devam ediyor. Kar yağışının, akşam saatlerine kadar sürmesi bekleniyor.

Büyükşehir Belediyesi Yol Bakım ve Onarım Müdürlüğü ekipleri, ana arterler ve katılım noktalarında sabaha kadar görev yaptı. Kar yağışının etkili olduğu bölgelerde kar küreme ve tuzlama çalışmaları gerçekleştirildi.

Belediyenin 870 araç ve iş makinesi ile 2 bin 406 personelden oluşan ekipleri, çalışmalar süresince yollarda ulaşımın aksamaması için 4 bin 667 ton tuz ve 156 ton solüsyon kullandı.

Sokaklarda yaşayan 291 evsiz vatandaş da Metin Oktay Kapalı Spor Salonu’nda misafir ediliyor.

İŞTE 5 GÜNLÜK HAVA TAHMİNİ

VALİLİKTEN AÇIKLAMA: ÖZEL ARACINIZLA TRAFİĞE ÇIKMAYIN

İstanbul Valiliği’nden yapılan açıklamada vatandaşların özel araçları ile trafiğe çıkmamaları istendi. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Kar yağışı, don ve buzlanmanın etkili olduğu gün ve saatlerde; zorunlu olmadıkça vatandaşlarımızın özel araçları ile trafiğe çıkmamaları, araçlarında gerekli teknik donanımı bulundurmaları, olası trafik yoğunluğu düşünülerek araçların akaryakıt ikmallerinin yapılması, sürücülerimizin özellikle emniyet şeritlerini kullanmamaları ve bu hususta hassasiyet göstermeleri, ayrıca trafiğin yoğun olduğu zamanlarda alternatif güzergahları kullanmaları, arıza hallerinde araçların sürücüler tarafından terk edilmemesi ve acil çağrı için 154 Alo Trafik, 155 Polis İmdat, 156 Alo Jandarma, 159 Karayolları telefon numaralarını aramaları, can ve mal güvenliği açısından büyük önem arz etmektedir.”

İKİ TIR VE YOLCU MİNİBÜSÜ ÇIĞ ALTINDA

Tunceli Erzincan karayolunda 4 noktaya çığ düştü, İki TIR ile bir yolcu minübüsü kısmen çığ altında kaldı.

Tunceli Erzincan karayolunun 35 ve 45 inci kilometreleri arasındaki Zağge ve Kırmızı köprü bölgelerinde 4 ayrı noktaya çığ düştü. Çığ nedeniyle onlarca aracın mahsur kaldığı iki TIR ile bir yolcu minübüsünün kısmen çığ altında kaldığı bildirildi..Karayollları ekipleri bölgeye ulaşmak için çalışma başlattı…

Sarkozy, 20 puan fark yedi

sarkozy-fransa-da-puan-kaybediyor

Son seçim anketleri Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin, sosyalist rakibi François Hollande’ın 20 puan gerisinde kaldığını ortaya çıkardı. Cumhuriyet tarihinde hiçbir cumhurbaşkanının, seçimlere 3 ay kala rakibinin 20 puan gerisinde olmadığı belirtiliyor. Meclis televizyonu anketinde de Fransızların yüzde 93’ü İnkâr Yasası’nın çıkması nedeniyle şoke olduklarını söyledi.

FRANSA’nın Meclis televizyonu LCP’nin anketine göre ülkede aylardır tartışılan İnkâr Yasası’na Fransızlar da şiddetle karşı çıkıyor. LCP Televizyonu’nun “Fransız parlamentosunun başka ülkeler hakkında yasa yapması sizi şoke ediyor mu?” sorusuna yanıt aradığı ankete katılanların yüzde 93’ü “Evet” yanıtını verdi. Ankete katılanların yalnızca yüzde 7’si ise yasanın şoke etmediğini söyledi.

Anketin sonuçlarının duyurulduğu programa katılan Sosyalist Partili Anayasa Komisyonu üyesi Catherine Tasca, “Yasanın anayasaya aykırı olduğunu, bu tür bir yasa ile ateşe körükle yaklaşıldığını, bu yasanın hiçbir sorunu çözmediği gibi Fransa’da yaşayan iki toplum arasında ciddi sorunlar yaratacağını” dile getirdi. Bu sözler, programa katılan Halk İçin Birlik (UMP) hareketinin Ermeni asıllı üyesi Patrick Devedjian’ı kızdırdı. Devedjian, “Ragıp Zarakolu ve Taner Akçam gibi Türk aydınlarının da bu yasayı desteklediğini ve eğer dışarıdan baskı olmazsa Türkiye’nin bunu asla kendiliğinden yapmayacağını söylediklerini, bu yasa ile Türkiye’nin soykırımı tanımaya bir adım daha yaklaştığını” söyledi.

Meclisi esir alıyorsunuz

Programın bir diğer konuğu ise Fransa’da yaşayan Türk kökenli avukat Selçuk Demir’di. Demir, Devedjian’a karşı çıkarak, şöyle konuştu: “Biz değil Fransız tarihçiler, anayasacılar, sizin parlamenterleriniz bunun Anayasaya aykırı olduğunu söylüyor. Her seferinde 50 parlamenterle Meclis’i esir alıyorsunuz. Biz gösteri yapıyoruz, Türk devleti organize ediyor diyorsunuz, siz yapınca demokratik talep oluyor. Artık yeter, biz de en az sizin kadar Fransız’ız, sizin kadar buralıyız ve artık biz de haklarımızın farkındayız.”

Hollande önde gidiyor

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Fransız halkı nezdinde de itibar kaybetmeyi sürdürüyor. Ülkede yapılan son anketler, seçimler yaklaştıkça Sarkozy’nin, sosyalist rakibi François Hollande’ın 20 puan gerisinde kaldığını, Hollande’ın 40’a karşı yüzde 60 puanla 2’nci turu kazanacağını ortaya çıkardı. Siyasi gözlemciler, Cumhuriyet tarihinde hiçbir Cumhurbaşkanı’nın, seçimlerden 3 ay önce yapılan anketlerde, rakibinin 20 puan gerisinde olmadığını belirtiyor. Fransız anket firması CSA tarafından yapılan ankete göre, bugün seçim yapılsa ilk turda Hollande yüzde 31, Sarkozy yüzde 25, aşırı sağcı aday Marine Le Pen yüzde 17, merkez sağ François Bayrou ise yüzde 15 oy alıyor. Aynı ankete göre muhtemel bir 2’nci turda Hollande yüzde 60’lık oy oranıyla ile seçimleri kazanırken, Sarkozy yüzde 40’ta kalıyor. Hollande’ın oylarının programını açıkladığı Bourget konuşmasından sonra arttığı belirtiliyor.

Bırakırım

SARKOZY’nin geçen haftaki Guyana gezisi sırasında gazetecilere, “Seçimleri kazanamazsam, 6 Mayıs’ta politikayı bırakırım” dediği ortaya çıktı. Böylece Sarkozy ilk kez yenilgiden söz etmeye başlamış oldu.

Twitter’da “ülkeye özel” sansür dönemi

twitter-ulkeye-ozel-sansur-modeli

Twitter aldığı yeni bir kararla yazılan iletileri ülkeye özel sansürleyecek.

Böylece, silinen bir mesaj, kullanıcının bulunduğu ülkede görüntülenemeyecek; ancak diğer ülkelerdeki kullanıcılar, silinen bu twiti görebilecek. Zira Twitter, ülke genelinde sorun teşkil edebilecek kelimeleri ülke çapında sansürlemeyi planlıyor.

Twitter’dan dün yapılan açıklama, sınırlarını genişletmek ve kullanıcı sayısını artırmak isteyen şirketin ifade özgürlüğü alanında kısıtlamalara başlayacağı endişelerini de beraberinde getirdi. Twitter, tüm kullanıcıları için geçerli olacak sansürleme kararının, “dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin yerel kanunlarıyla baş edebilmeyi amaçladığını” ifade etti.

Yeni sansür uygulamasının hayata geçtiği andan itibaren, silinen her mesaj için kullanıcının ekranında bir not belirecek.

HALİHAZIRDA SANSÜR SİSTEMİ MEVCUT

Twitter’da halihazırda sansür sistemi bulunuyor. Ancak daha önce örneğin Nazi’leri öven bir twit’in Almanya’da yayınlanmasıyla beraber Twitter, bu iletiyi tüm dünya genelinde silmek durumunda kalıyordu. Ancak Twitter, bu son kararla birlikte sadece ülkeye özel sansür uygulayacak ve yine aynı örnekten yola çıkacak olursak, Nazi twiti artık Almanya’da görüntülenemeyecek; ancak Türkiye ve diğer ülkelerden atılan bu twit’e bakılabilecek.

Benzer bir sansür, yıllardır Google tarafından uygulanıyor. Google, yerel hükümetlerin kaldırılmasını istediği arama sonuçlarını o ülkelerde sansürlüyor.

Bad Behavior has blocked 293 access attempts in the last 7 days.